Video oyunlarının 'arka bahçesi': Şiddet oyunları
- semihdemirhan1
- 8 May 2023
- 8 dakikada okunur
Güncelleme tarihi: 9 May 2023
Video oyunları artık günümüzde çocuk ve gençler için büyük bir eğlence haline geldi. Teknolojinin ilerlemesi ve küreselleşmesiyle birlikte dünyanın dört bir yanındaki insanlar internet bağlantıları sayesinde aynı oyunlarda buluşup oyun oynayabiliyor, birlikte vakit geçirebiliyor ve tabii ki bu süreçte eğleniyorlar. Video oyun sektörü o kadar gelişti ki 7’den 70’e tüm yaş gruplarına hitap edecek binlerce oyun her gün oyunculara servis ediliyor. Puzzle, bulmaca, korku, macera, spor, simülasyon, onlarca kategorilerden binlerce oyun ‘gamerların’ beğenisine sunuluyor.
Oyuncular kimi zaman bir futbol takımının teknik direktörü, kimi zaman bir aşçı, kimi zaman sınır bekçisi oluyor, kimi zaman ise seri katillerle mücadele etmek zorunda kalıyor. Tabii video oyunlarının asıl amacı insanları dış dünyadan biraz olsun ‘soyutlamak’ ve ‘güzel’ vakti geçirmelerini sağlamak. Ne yazık ki bütün video oyunları konusu, oynayışı nedeniyle aynı amaca yönelik hizmet etmiyor.
Geçmişten günümüze kadar video oyun sektöründe dünya üzerindeki birçok ülkede çeşitli sebeplerle yasaklanan onlarca video oyunu mevcut. Kimisi aşırı kan ve şiddet içerdiği, kimisi dini değerleri aşağıladığı gerekçesiyle, kimi oyunlar ise siyasi sebeplerle ülkelerde oynaması yasaklanıyor. Asıl amacı eğlence olarak tasarlanan video oyunlarının bazı gerekçelerle yasaklanması tabii ki üzücü. Bu yazımda yasaklanan birkaç oyunu açıklayıp, uzman isimlerden görüş ve tavsiyeler alacağız.
MANHUNT

Dünya genelinde içerdiği şiddet ve yasaklandığı ülke sayısı nedeniyle en çok bilinen oyunların başında Manhunt (İnsan Avı) adlı oyun geliyor. Manhunt, dünyaca ünlü oyun geliştiricisi Rockstar Games tarafından yayınlanan bir korku video oyunu. Video oyunu ilk olarak 19 Kasım 2003’te dönemin güncel konsolu olan PlayStation 2 için piyasaya sürüldü. Oyun bir yıl sonra Xbox ve Windows’a da geldi. Oyun dünya genelinde büyük başarılar elde etse de çeşitli tepkilere de yol açtı. Kaldı ki bu tepkiler çeşitli ülkelerdeki parlamentolara kadar gitti ve bu süreç oyunun yasaklanmasıyla sonuçlandı. Peki Manhunt’ı bu kadar çarpıcı ve yasaklamaya değer kılan sebep neydi?
VAHŞET DOLU

Manhunt, üçüncü şahıs bakış açısıyla oynanan bir korku-gerilim oyunu. Oyunda Amerika’da James Earl Cash isimli bir karakteri yönetiyoruz. Karakterimiz işlediği cinayetlerden ötürü hapse girmiş ve ölüm cezası almıştır. İnfaz edileceği gece hapishaneden kaçırılarak kendisini Cancer şehrinde buluyor. Söz konusu şehir katiller, ‘psikopatlar’ ve tehlikeli insanlarla dolu. Görevimiz ise bizi hapishaneden kaçırarak bu şehre yerleştiren “yönetmenin” direktiflerini uygulamak. Kendisini yönetmen olarak tanıtan ses, şehirdeki çeteleri öldürmemizi istiyor. Fakat işin aslı burada başlıyor. Oyundaki infazlar sıradan bir şekilde gerçekleşmiyor. Bölümleri geçebilmek için en acımasız bir şekilde kurbanlarımızı öldürmemiz isteniyor. Bu esnada etraftaki torbalar, cam parçaları, sopalar, çiviler, kemerler, levyeler ana karakterimizin bir numaralı silahı oluyor.

Hedef aldığımız düşmanı ise öldürmek için üç farklı imkânımız oluyor. Düşman üzerindeki beyaz, sarı ve kırmızı renkteki ikonlar kurbanımızı ne derece şiddetle öldüreceğimizi belirliyor. Örneğin düşmanın üzerinde beyaz bir ikon varken cinayet daha ‘insancıl’ bir şekilde işlenirken, kırmızı ikon görüldüğü zaman ‘kan dondurucu’ bir şekilde infaz gerçekleştiriliyor. Yani oyun silah veya bıçak gibi öldürmelere değil çeşitli işkence aletleri ile farklı şekillerde öldürmelere de olanak sağlıyor. Kısacası oyunda farklı aletler de bulunuyor ve oyuncu kurbanlarını istediği şekilde öldürebiliyor. Bu ölüm sahneleri arasında boğaz kesme, poşet ile boğma, levye ile kafa yarma, cam parçası ile düşmanın gözünü oyma, çeşitli organlara bıçak sokma gibi pek hoş olmayan kesitler yer alıyor.

Ayrıca her infaz sahnesi daha yakın bir çekim ile oyuncuya izlettiriliyor. Kısacası oyunun öldürme ve vahşet sistemi dönemine göre son derece kaliteli ve ayrıntılı yapılmış. Kan efektleri konusu üzerinde de dönemin imkanlarına göre ‘başarılı’ bir performans sergilenmiş. Örneğin düşmana yumruk atılınca çıkan bolca kan efekti, efektlerin oyuncu ekranına sıçraması gibi yine öldürme ve şiddet üzerine kurulu temalar oyuncuların iliklerine kadar hissedilmesi amacıyla tasarlanmış.
BİR CİNAYETTEN SORUMLU OLABİLİR Mİ
Oyun içerdiği rahatsız edici görüntülere rağmen eleştirmenler ve oyuncular tarafından oldukça olumlu not aldı ve beğenildi. Her ne kadar ebeveynler Manhunt’ı içerdiği şiddet nedeniyle çocuklarından uzak tutmak istese de gençler ve çocuklar büyük bir ilgiyle Manhunt’ı oynadı. Bununla birlikte çok geçmeden Manhunt’ın adı piyasadan silinmek üzere tekrar gündeme geldi. İçerdiği şiddet ve vahşet görüntüleri nedeniyle bilinen Manhunt bu kez bir cinayeti azmettirmek ile gündeme oturdu. Oyunun çıkışından yaklaşık 1 yıl sonra İngiltere’de bir cinayet meydana geldi. Cinayeti işleyen 17 yaşındaki bir çocuktu 14 yaşındaki bir arkadaşını öldürmüştü.

İddialara göre cinayeti işleyen Warren LeBlanc, arkadaşı Stefan Pakeerah’ı kafasına defalarca çekiçle vurarak ve bıçaklayarak öldürdü. Cinayetin duyulmasının ardından polis ekipleri öldürülen Pakeerah’ın odasında bir arama yaptı ve dünyaca ünlü Manhunt adlı oyunun kopyasını buldu. Kıyamet ise bu gelişmeden sonra koptu. Öldürülen Pakeerah’ın ailesi, katilin de bu oyunu oynadığını ve Manhunt’dan etkilendiğini, oyundaki öldürme yöntemlerini baz alarak çocuklarını bu şekilde öldürdüğünü öne sürdü. Belirtilenlere göre LeBlanc ilk sorgusunda "Önce onu öldürmek istememiştim. Ancak kanı görünce vurmaya devam ettim" dedi. Polis ise cinayette “Manhunt”ı delil olarak sınıflandırdı.
Pakeerah’ın öldürülmesi ile Manhunt arasında bağlantı kurulmasının ardından söz konusu gelişme dünya kamuoyuna da bomba gibi düştü. İlk olarak İngiltere’deki bazı büyük satıcılar oyunu satıştan çekti. Aynı zamanda Pakeraah ailesi Sony firması ve Rockstar Games’e 50 milyon sterlinlik tazminat davası açmıştı. Öte yandan davayı soruşturan polis yetkilileri cinayetle oyun arasında bir bağ olmadığını açıklasa da bu açıklama Manhunt’ın akıbetini değiştirmedi. Oyunun satışları İngiltere’den sonra Avustralya, Almanya, Malezya, Yeni Zelanda, Suudi Arabistan, İrlanda, Güney Kore gibi daha birçok ülkede yasaklandı. Buna rağmen oyuna yönelik ilgi de dünya genelinde inanılmaz derecede arttı ve yasa dışı satışlar adeta iki katına çıktı.

Rockstar, dünya genelinde gündeme oturan ve siyasilerin bile konuştuğu oyun olan Manhunt’ın devamını yaklaşık 4 yıl sonra devam ettirdi. 2007 yılında çıkan Manhunt’ın devamı olan Manhunt 2, satışa çıktığı gibi yeniden büyük bir rağbet gördü ve satışları ilk birkaç haftada neredeyse milyonları buldu. Manhunt’ın devamı niteliğindeki oyunda bu kez yine bir suçlu olan Leo Kasper Daniel isimli bir karakter oyuncular tarafından yönetildi. Temel işleyiş ve oyunun mantığı aynıydı: Düşmanlara arkadan sinsice yaklaş, yakalanma ve olabildiğince canice öldür. Daha önceden talihsiz bir cinayetle ismi ilişkilendirilen ve damgalanan Manhunt, çıkış yaptığı gibi yeniden bazı ülkelerin hedefi haline geldi. Oyun çıktıktan kısa bir süre sonra Malezya, Yeni Zelanda ve Güney Kore’de tamamen yasaklandı. İrlanda’da da yasaklandıktan kısa bir süre sonra “18 yaş ve üzeri” ibaresinin koyulması isteği karşısında yeniden piyasaya sürüldü. Manhunt’ın yasaklandığı Avustralya’da ise, Manhunt 2’nin tekrar yayınlanıp yayınlamayacağına ilişkin karar ise hiç gündeme gelmedi.
Manhunt 3 yakın bir zamanda veya gelecekte tekrardan gündeme gelir mi, Rockstar böyle bir adım atar mı bilemiyoruz. Fakat tekrardan böyle bir oyun yapımına girişilmesinin dünya genelinde yeniden büyük bir ses getireceği su götürmez bir gerçek. Adı Pakeerah cinayeti ile anılsa da, içerdiği vahşet görüntüleri ve belki de psikoloji bozacak sahnelere sahip olsa da, Manhunt’ın video oyun sektöründe bir devir açtığı ve kült bir oyun olarak kalacağı bence aşikar.

POSTAL 2
İçerdiği şiddet, kan, vahşet hatta “terörizme atıf” ve uyuşturucuya özenme gibi nedenlerden dolayı yasaklanan bir diğer oyun ise Postal 2. Running With Scissors tarafından geliştirilen ve yayınlanan birinci şahıs oyun olan Postal 2, Manhunt ile aynı yıl olan 2003’de piyasaya çıktı. Oyunda Dude adlı bir karakteri kontrol ediyoruz ve yapabileceklerimizin sınırı yok. Fakat genel olarak bahsetmek gerekirse yapabildiğimiz şeyler insan öldürmek, yakmak, kafa, kol, bacak ve insan vücudu doğramak, kanlar fışkırtmak.

Bunları yaparken ise bir posta çalışanının rolü üstleniliyor. Oyun şu ana kadar herhangi bir cinayet veya olay ile ilişkilendirilmedi. Fakat insanları şiddet, cinayet ve öfkeye sevk ettiği gerekçesiyle yine birçok ülkede yasaklandı. Başta Avustralya ve İsveç olmak üzere toplamda 13 ülkede Postal 2 oynamak hala yasak. Yeni Zelanda ise, Postal 2 için “Ağır iğrenç içerik” ifadesini kullandı ve ülke genelinde yasakladı.

CARMAGEDDON
Şiddet nedeniyle oynanması yasaklanan oyunlar listesinin devamında 1997 yapımı Carmageddon geliyor. Özellikle erkekler için yarış oyunları küçüklüklerinden beri hayatlarının vazgeçilmez unsurlarından biri haline gelmiştir. Çocukken oyuncak arabayla başlayan yarış ve araba serüveni, daha sonra dijitale taşınmış ve yarış oyunlarıyla bu serüveni bir üst kademeye taşımıştır. Yarış oyunlarının dozu ise bazen kaçabiliyor. Carmageddon ise bunlardan birisi. Oyundaki asıl amacımız yoldaki arabalara kasıtlı bir şekilde çarpmak, yoldan çıkarmak, hurdaya çevirmek ve yoldaki insanları “istemeden” ezmek.
Evet, oyundaki en temel amaçlarımızdan bir tanesi rakipleri geçmek için arabalara çarpa çarpa yok etmek ve yolda yürüyen yayaları ezmek. Oyunda canlı ayırt etmeksizin inek, evcil hayvan, çocuk, kadın ve yaşlı insanları araba ile ezdikçe puan topluyoruz. Bir nevi yarışları bitirmenin yolu bu katliamları yapmaktan geçiyor. Ya sahadaki tüm yarışçıların araçlarını kendi arabanız ile vura vura patlatacaksınız ya da oyuncu, bulunduğu haritadaki bütün insanları ezecek. Oyun sonunda ise bir performans tablosu ortaya çıkıyor.

Oyunda etraftaki unsurlar dahil insanları ve diğer yarış araçlarını mahvettiğiniz takdirde oldukça fazla para ve puan kazanıyorsunuz. Oyun rahatsız edici görseller barındırdığından dolayı çıktığından beri pek çok kez eleştirildi ve diğer oyunlar gibi yasaklandı. Dünya genelinde her gün yaşanan ve binlerce kişinin hayatına mâl olan trafik kazaları, söz konusu oyunun hedef gösterilmesindeki bir numaralı etken sayılabilir.
Sonuç olarak oyun, yayaları acımasız bir şekilde öldürmeyi amaçladığından dolayı ağır bir şekilde topa tutuldu. Gereksiz şiddet ve yayalara zarar verme nedeniyle de Birleşik Krallık, Almanya ve Brezilya dahil olmak üzere birçok ülkede yasaklandı. Oyunun piyasaya sürülmesi için bu ülkelerde kapsamlı bir şekilde sansürlenmesi gerekiyordu. İngiltere’de yayalar zombilere dönüştürüldü ve oyun yıllar içinde bu haliyle tekrar piyasaya sürüldü.
Yasaklanan oyun videoları ve video oyunlarının çocuklar üzerindeki etkisi konusunda psikolog Merve Nur Tosun ile kısa bir soru-cevap gerçekleştirdik.
Şiddet içeren dijital oyunlar çocuklarda kişilik gelişimine nasıl etki edebilir/ne türde etkisi olabilir?
Bu konuyu bu tarz oyunlar çerçevesinde değerlendirmemek gerekiyor. Bakıldığında çocuğun gelişimine etki eden birçok faktör var, aile, okul, arkadaş faktörü gibi. Geniş çerçevede ele aldığımızda ise bir insanın kişiliğini, yetişkinlikteki davranışlarını çocukluğu ve ergenliği dönemindeki yaşamış olduğu olaylar üzerine kurguluyor. Yetişkinlik sürecindeki şemalar, patolojiler aslında birçoğu çocukluk döneminde yaşanan travmalar neticesinde ortaya çıkıyor. Bu travmatik olaylar çocuğun resimlerine, oyunlarına yansıyabilir. Çocuklar travmalarını pek fazla anlatamazlar. Oynadığı oyunlarla veya çizdikleri resimlerle bunu dışa vururlar. Bazı ebeveynler çocukların şiddet içerikli oyunları oynamalarını veya genel olarak şiddet temalı bir medya görmelerini yadırgamıyorlar. Çocuk nasıl olsa unutur, anlamaz diye. Fakat aslında çocuklar şiddet olaylarını gördüklerinde anlayabiliyorlar.
Konuyu şiddet içeren video oyunları olarak ele aldığımızda birilerinin birilerini öldürdüğü, kestiği, biçtiği, arabayla ezdiği oyunlar ana ürün malzemesi oluyor. Çocukların günde 2-3 saat bu tür oyunlara maruz kaldığını düşünürsek, kaldı ki pandemi döneminden sonra çocukların ekran başında geçirdiği süre çok daha uzadı. Çocuklar, bu oyunlarda yaptıkları davranışları, gördükleri aksiyonları bir süre sonra normalleştirerek benimseyebiliyor. Birini dövmek, öldürmek, birine zarar vermek gibi davranışlar sergileniyor şiddet oyunlarında. Çocuk karakterin yaptığı davranışları normalleştirebilir, kendisi bu davranışları günlük hayatına dökmek isteyebilir. Oyunda yapıyorum, karşı tarafın tepkisi olmuyor o zaman gerçek hayatta da yapabilirim diye düşünebiliyor çocuklar. Şiddete maruz kalan diğer akranlarında da travmatik etkiler görünür böylece. Hem bedensel travma hem de ruhsal travmalar gerçekleşebilir, akran zorbalıkları ortaya çıkabilir. Yani şiddet oyunları sadece oynayan kişiyi değil, çocuğun arkadaşlarını da tehlikeye atıyor ve dolaylı bir yönden etkilenmesini sağlıyor.
Bu devirde teknoloji ile içli dışlı olmayan çocuk yok sayılır. Çocukları ne tür oyunlara yönlendirerek internetin zehirlerinden onları kurtarabiliriz. Çocukları teknolojiden uzak tutmak bir çözüm mü?
Çocuklarımızı koruyacağız diye zaten kesinlikle internetten, bilgisayardan uzak tutmamalıyız. Bunu yapmak, şiddet oyunlarının oynanmasına izin vermemizle neredeyse aynı derecede zarar vermeye eşdeğer. Burada dikkat etmemiz gereken ne tür görsel ve içerik barındıran oyunları oynadığı, yani genel olarak buna bakmak gerekir. Çoğu kişi çocuklarına zekayı geliştirmeye yönelik oyunları oynamayı teşvik eder. Fakat bunun yerine matematiksel, düşünsel, mantıksal becerileri geliştirmeye yönelik oyunlara daha çok değer ve öncelik verilmeli. Çocukları bilime yönlendirecek içerikli video oyunları olabilir, bilmiyorum video oyun sektörü henüz o konuya el attı mı. Tabii bunların da belli bir süresi ve sınırı olmalı yine. Örneğin özellikle son zamanlarda YouTube’da veya herhangi bir platformlarda saatlerce video izleyen çocuklara baktığımızda dil gelişiminin zayıfladığını görüyoruz. Bu dijital oyunlar için de geçerli olur. Evet bilişsel becerileri geliştiriyor olabilir fakat bir yerden gelişirken diğer taraftan akranlarıyla iletişim kurma konusunda, sosyal hayata atılım konusunda geri kalırsa bu gelişimin pek bir faydası görülmez.
Yeditepe Üniversitesi Rehberlik ve Psikolojik Danışmanlık Bölümü’nden Dr. Öğretim Üyesi Berke Kırıkkanat’tan bu konu ile ilgili düşüncelerini aldık.
Hocam Merhaba. Öncelikle şiddet içerikli bilgisayar oyunları çocuklarda saldırgan davranışları tetikler mi?
Evet, şiddet içerikli oyunlardaki davranışları modelleyerek hayatına aktarabilir ve aynı benzer davranışlarda bulunabilir. Gözlemsel öğrenme dediğimiz bu yolla şiddete meyil edebilir.
Bazı çalışmalarda şiddet içerikli video oyunlarına maruz kalan çocuklarda duyarsızlaşma, empati eksikliği görüldüğü belirtiliyor. Şiddet içerikli oyun oynayan ve oynamayan çocuklar arasında böyle bir ayrım olduğuna kesin olarak varabilir miyiz?
Bandura'nın Bobo Doll deneyi bunu bize gösteriyor aslında. Özellikle şiddet içerikli film-dizi-oyun vb platformlara maruz kalanlar, kalmayanlara göre daha agresif, daha zorba, sosyal ilgi düzeyi daha düşük, duygusal zekaya ait bileşenlerinde gelişme eksikliği görülebilir. Konuya dair Bandura’nın bahsettiğim deneyi incelenebilir.



Yorumlar